İnatçı bir duruştu benimki, yaşama karşı..
Yeni bir şey değildi..
Hep öyleydi..
Bir merhabaya sıkışmış, hayatın aşka dair tesadüfünde gördüm seni ilk.
Hayat akıyordu hızla ve ben dur nereye gidiyoruz diyememenin telaşındaydım o ara.
İnsanın kendini değiştiremediği zamanlarda hakaretlerin en acımasızını kendine sarfettiğini işte o zamanlarda fark etmiş ve yeter artık düş yakamdan diyerek sarsmıstım kendimi derinden.
Oysa, geçmişin alışkanlığı vardı ruhumda.
Kapılarını sıkı sıkı kilitleyen bir de gardiyanım.
Yıllar yoruyor insanı..
Hadi anlat bakalım dediğinde biri, anlatılamayan hikayelerin kahramanları gibi.
Yada ne bileyim, düşe yakın yaşamların elle tutulan yanının olmaması gibi..
Hafızasını yitirmiş ve zaman içinde bölük pörçük hatırlayan hastalıklı bir beynim var sanki.
Olmadık anlarda senli görüntülerle aklımı zora sokan.
Bakışların var mesela..
Hayret eden, dinlerken hiç susmayan.
Daha önce görmediği bir güzelliği izler gibi, daha önce hiç kurulmamış cümleleri hafızasına kazır gibi notlar alan..
Sonra sözlerin..
Sonra hasretlerin..
Bir Sen var bu dünyada, adı bilinmeyen şanı duyulmayan..Var olduğunu sadece yazanın bildiği bir Sen.
Sihirdi bu…
Elle tutulmamıştı hiç..
Bir yıldız parlaklığında gözlerinde ışıldamış ve bir ben görmüştüm bu parlaklığı.
Çok şanslıydım..
Yangın yerine dönen günbatımlarında, gözlerinde ki turuncudaydım (her zaman)..
Sustum yine..
Tüm bildiklerimle..
Biliyor musun?
Gelecek, sana dair yaşanacak yıllara eşdi içimde.
Sen se şu anda ki yalnızlığıma…
Yeni bir şey değildi..
Hep öyleydi..
Bir merhabaya sıkışmış, hayatın aşka dair tesadüfünde gördüm seni ilk.
Hayat akıyordu hızla ve ben dur nereye gidiyoruz diyememenin telaşındaydım o ara.
İnsanın kendini değiştiremediği zamanlarda hakaretlerin en acımasızını kendine sarfettiğini işte o zamanlarda fark etmiş ve yeter artık düş yakamdan diyerek sarsmıstım kendimi derinden.
Oysa, geçmişin alışkanlığı vardı ruhumda.
Kapılarını sıkı sıkı kilitleyen bir de gardiyanım.
Yıllar yoruyor insanı..
Hadi anlat bakalım dediğinde biri, anlatılamayan hikayelerin kahramanları gibi.
Yada ne bileyim, düşe yakın yaşamların elle tutulan yanının olmaması gibi..
Hafızasını yitirmiş ve zaman içinde bölük pörçük hatırlayan hastalıklı bir beynim var sanki.
Olmadık anlarda senli görüntülerle aklımı zora sokan.
Bakışların var mesela..
Hayret eden, dinlerken hiç susmayan.
Daha önce görmediği bir güzelliği izler gibi, daha önce hiç kurulmamış cümleleri hafızasına kazır gibi notlar alan..
Sonra sözlerin..
Sonra hasretlerin..
Bir Sen var bu dünyada, adı bilinmeyen şanı duyulmayan..Var olduğunu sadece yazanın bildiği bir Sen.
Sihirdi bu…
Elle tutulmamıştı hiç..
Bir yıldız parlaklığında gözlerinde ışıldamış ve bir ben görmüştüm bu parlaklığı.
Çok şanslıydım..
Yangın yerine dönen günbatımlarında, gözlerinde ki turuncudaydım (her zaman)..
Sustum yine..
Tüm bildiklerimle..
Biliyor musun?
Gelecek, sana dair yaşanacak yıllara eşdi içimde.
Sen se şu anda ki yalnızlığıma…


